Gelişen ve Değişen Bilgi Dünyasına Erdem ve Hikmet Katmak 01 Şubat 2025, 13:56
Yazımıza başlamadan önce bazı kavramı açıklamak faydalı olacaktır.
Erdem: Ahlakın övdüğü, iyilikseverlik, alçak gönüllülük, doğruluk ve bu bağlamda insanın ruhi olgunluğudur.
Hikmet: Faydalı bilgiye götüren bilgi, bilgiye dayalı olarak ortaya konulan amel, ilim ve amelde sağlamlık, yapılan işi doğru, eşyanın hakikatini uygun bir şekilde yapmak, şeklinde tanımlanabilir. Ayrıca Hikmet ‘te bir işin sürecini ve sonucunu iyiye ve güzele götüren gizli bir güç vardır.
Sezgisel Düşünme: Üzerinde çalışılan bir meselede elde edilmek istenen sonucu ve bütünlüğü bir anda yakalamaktır.

Bilgiyi üreten, işleyen ve dönüşümünü sağlayan topluluk, kavim ve devletlerin, tarihin seyrini değiştirdiği bilinen bir durumdur. Bu bağlamda diyebiliriz ki, bilgi İslam tarihinin de kendi içinde seyrini değiştirmiştir. İslam öğretisi, ‘Oku’ emriyle başlar "İlim Çin’de de olsa alın." gibi birçok öğreti ile bilgi edinmenin önemini vurgular.
İslam'ın sancağının güçlü dalgalandığı süreçlerin başında hep bilgi temeli vardır. 9. ve 12. yüzyıllar arasına bir göz attığımızda, o dönemin önde gelen İslam bilginleri Farabi, İbni Sina, Biruni, El-Kindi, Ömer Hayyam, İbni Rüşd ve daha birçok İslam aliminin çok güçlü bilgiler üretmiş olduklarını görürüz. Bu bilgilerin çıkış noktasında Kur'an ve Sünnet başta olmak üzere Yunan felsefesinden, özellikle de Aristo ve Platon okumalarından güçlü bilgiler vardır. Alınan bu bilgilerde dikkat çeken unsur; İslam düşünürleri dışarıdan aldıkları bilgiye Erdem ve Hikmet katmışlardır. Bu iki kavram Müslümanlar için çok önemlidir. Çünkü Erdem ve Hikmet İslam’a tarafgir olacak kişilerin ve bilginin, olmazsa olmazıdır. Kuran'ı Kerim'i bu meseleye şu şekilde ışık tutmuştur.
" Musa, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca biz ona, ilim ve hikmet verdik..."
( Kasas suresi-14)
"... Sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik."
(Bakara suresi-151)
" Allah hikmeti dilediğine verir, kime hikmet verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir..."
(Bakara suresi-269 )
" Allah, ona ( Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi, ona dilediğini öğretti..."
( Bakara suresi-251)
" peygamberleri onlara, "Allah, size Tâlût'u hükümdar olarak gönderdi." dedi. Onlar " O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir, biz hükümdarlığa ondan daha layığız, ona zenginlikte verilmemiştir." dediler. Peygamberleri şöyle dedi. "Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize hükümdar seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı."..."
(Bakara suresi - 247)
Burada zikredilen ayetler ve daha birçok ayet; toplumu düzeltecek peygamber, önder ve bilginin Hikmet'le donatıldığı vurgulamıştır. İşte 9 ve 12. yüzyıllar arasında yaşayan İslam düşünürleri, Tıp, Felsefe, Astronomi, Mantık, İslami ilimler, Sanat, Müzik ve diğer alanlarda dışarıdan aldıkları ve kendi ürettikleri bilgiye, Erdem ve Hikmet katarak Müslümanların Selçuklu ve Osmanlı gibi iki büyük devletin, 700-800 yıl gibi bir süreçte, İslam sancağını taşımalarında önemli bir bilgi temeli oluşturmuşlardır. Ancak Osmanlı'nın son dönemlerinde bilginin içermesi gereken Erdem ve Hikmet ihmal edilmiş olsa gerek ki, mazlumun yanında zalimin karşısında olan Osmanlı, dünya ölçeğindeki bu hakimiyetini batıya kaptırmıştır. Ancak o günden bugüne, hükümranlığın ve bilginin değişiminde ve gelişiminde eksik olan Erdem ve Hikmet'in olmayışının ızdırabını insanoğlu çok derinden hissetmiştir ve halen de hissetmeye devam etmektedir.
Kabul etmek gerek ki Batılı bilim adamları bilgiyi elde ederken, İslam düşüncesinden bilgiye dair önemli temel taşları almışlardır. Pierre Curie'nin "Müslüman Endülüs'ten geriye 30 kitap kaldı, atomu parçalayabildik. Şayet yakılan bir milyon kitabın yarısı kalsaydı, çoktan uzayda galaksiler arasında geziyor olacaktık." sözü gerçeği ortaya koymaktadır. Ancak Batı’nın bilgide bu kadar ileri gitmesi sürecinde Hikmeti yakalayamamış olsada, sezgisel düşünme gücünü yakalamıştır. Sezgisel düşünme, bilginin esasının ön öğrenmeler yapılarak, öğrenmelerin zihinde bir süre yoğrulması sonucunda kavranması olarak tanımlayabiliriz. Buna vereceğimiz en önemli örnek, Arşimet'in suyun kaldırma gücü üzerinde çalıştığı bir sürecin sonunda hamamda bir anda bu çalışmanın sonucuna ulaşmasıdır. Sezgisel düşünmenin sonuca ulaşması için, bir süre çalışılmış ve yoğrulmuş bir bilgi olması gerekir. İslam'da bu durumun karşılığı hikmettir denilebilir ancak dikkat edilmesi gereken husus Hikmet daima iyiye ve doğruya götürürken, sezgi bunu her zaman sağlayamıyor olmasıdır.
Son yüzyılda bilginin değişimi, gelişimi ve uygulanması hızla gerçekleşmekte ve bilim ve teknoloji insanlığın geleceğini yönlendirmektedir. Bu ilerleyişte göze çarpan en önemli sıkıntıların başında; üretilen bilgi ve teknolojinin insanlığa, canlılara ve doğaya zarar veriyor olması gelmektedir. Çok yakın zamanda önemli uzay çalışmalarını gerçekleştirmede büyük adımlar atan Elon Musk’ın, insanlığın yapay zeka karşısında hayatta kalma şansının, yüzde 5-10 arasında olduğunu dünyaya haykırması bu söylediğimizi destekler niteliktedir. Elon Musk uzay, temiz enerji, internet üzerine yaptığı çalışmaların, insanlığın iyi bir geleceğe sahip olmasına adına yaptığını belirtmektedir. Bunun yanında en yakın arkadaşı, Larry Page’in kurucusu olduğu Google'ın, yine aynı amaçla yani insanlığın daha rahat hayat sürmesi için çalıştığı yapay zeka çalışmalarının, aslında insanlığı bekleyen tehlikenin temel sebebi olacağı düşüncesindedir. Belki de haklıdır! Çünkü zamanında köprü, yol ve baraj yapımını kolaylaştırmak için ünlü bilim adamı Alfred Nobel'in icat ettiği dinamitin, sonrasında insanları öldürmek için kullanılması beklenmedik bir amaca hizmet etmiştir. Yine facebook tarafından üretilen yapay zekanın kendi arasında bir dil geliştirmiş olması ve kontrolden çıkma durumuna karşın, çalışmalarını durdurması; savaş robotları için gizliden yapılan çalışmaların kamuoyunda yankılanması, bu duruma bir ayna tut tutmaktadır. Peki bu planlanan üretimle beraber beklenmedik ve istenmedik gidişin seyri nasıl değişecektir? Sorusuna cevap olarak varacağımız noktayı şu şekilde ifade edebiliriz; bir topluluk gelecek, gelişen ve değişen bilgi, teknoloji ve bilim dünyasına Erdem ve Hikmet katarak insanlığa tekrar iyi ve güzel olana yönlendirecektir. Önemli olan bizim Erdem ve Hikmet yolculuğunda bu sürece neler katacağımız olmalıdır.
