Fatih Sultan Mehmet: Bilim ve Teknoloji 01 Şubat 2025, 13:35
Fatih, çocukluğundan ölümüne kadar eğitim ve bilim ile meşgul olmuştur. Bilim adamlarına büyük saygı göstermiş ve eğitim-bilim kuruluşlarının gelişmesi için büyük çaba göstermiştir. "Her ne kadar Fatih'in baba ve dedeleri ilim ile müştegil olmuşlar, Orhan Bey İznik ve Bursa'da, Murat Bey Bursa'da, Yıldmm, Çelebi Mehmet, İkinci Murat keza Bursa ve Edirne'de birer medrese yaptırmışlar ve civarım mamurelere çevirmişler ise de, 16 medreseli ilk büyük külliyeyi kurmak şerefi bu ilmi himaye eden beylerin torunu İkinci Mehmed'e İstanbul'u fethettikten sonra nasîb olmuştur.
Ancak onların ilmî yönleri, siyasi yönlerinin arkasında kaldığı için pek fazla bilinmez. Özellikle Fatih Sultan Mehmed, gerek Avrupa’da gerekse İslam dünyasında çok yaygın olarak sadece “İstanbul’un fatihi” olarak bilinir. Oysa Sultan Mehmed, hem fatihtir hem de gayet iyi derecede Arapça, Latince, Farsça, Yunanca bilen önemli bir bilim adamıdır.
ŞAHİ TOPLARI
Daha tahta geçmesinin ilk yıllarında İstanbul’un fethi için yapılan hazırlıklar esnasında dökülecek toplara bizzat nezâret etmiş ve büyük çaplı kuşatma toplarının gerek kalıplarının yapılması gerekse dökülmesi ve şekillendirilmesi gibi pek çok hususa bizzat kendisi müdahil olmuştur. Top yapım ustalarına verdiği talimatlarla tarihte bu zamana kadar görülmemiş büyüklükte kuşatma topları döktürmüştür. Toplar Urbain isimli bir Macar yahut Ulah mühendisine, döktürmüştü. Bu topun Edirne’de dökülmesinde Mimar Muslihiddin Ağa, Saruca Paşa ve Urbain beraber çalışmışlardı. İstanbul’un Fethinde iş gören bu toplar daha sora Çanakkale Boğazı’na götürülerek orada muhafaza ediliyordu. 1464’te Fatih Sultan Mehmet toplardan kırk iki tanesini Çanakkale Boğazı’nın savunması için Çanakkale Boğazı’na göndermiştir
Ayrıca Sultan Mehmed, balistik ilmindeki vukufiyeti sebebiyle de topların nasıl kullanılacağı konusunda topçulara yol göstermiştir. Kuşatma esnasında da daha önceden bilinen ancak fonksiyonel olarak kullanılamayan havan toplarını tarihte ilk defa maksadına uygun olarak kullanarak görünmeyen hedefleri vurmada bir ilki gerçekleştirmiştir. Tüm bu bilgiler, onun ateşli silahlar, balistik, geometri ve matematik gibi ilimlerde çığır açan bir yere sahip olduğunu göstermesi bakımından mühim ve dikkat çekicidir.
Yüzyıllarca kullanılmadan kalan toplar 1807 yılında İngiliz donanmasına karşı kullanılmış ve beklenenin aksine kusursuz şekilde çalışan toplar bir İngiliz gemisini vurmuş ve 60 denizciyi etkisiz hale getirmiştir. Aynı toplar bu sefer Kırım Savaşı sırasında yine iş görmüş ve yaptığı atışlarla üç gemi batırmıştı.
Üç ayda dökülen bu topun büyüklüğü ve çapı hakkında muasır tarihçiler muhtelif bilgiler vermektedirler. Françes; uzunluğu 5,5 metre, dış çevresi 2 metre 74 cm (9 kadem), yarı çapı 92 cm (kutru 3 kadem ) ağırlığı 18 ton kadardır demektedir. Top 544 kg (1200 libre) bazılarına göre de 680 kg (1500 libre) gülleler atıyor, bu gülleler 1,883 km (1 mil) mesafeye kadar giderek 1 metre 83 cm (6 kadem) derinliğinde toprağa gömülüyordu. Topun sesi 24 km ( 13 mil) mesafeden duyulmaktaydı.
Şahi adı verilen bu topların Edirne’de atış denemeleri öncesi, halkın heyecan ve korkuya kapılmamaları için şehre tellallar salınmış çıkacak dehşetli gürültünün sebebi önceden haber verilmişti. Urbain’in döktüğü top ve diğer toplar 1452 senesi Ocak ayının sonlarında Edirne’den yola çıkarılmış ve ancak iki ay sonra İstanbul önlerine getirilebilmişti. Büyük topun önünde Kıraç Bey kumandasında on bin akıncı süvarisinden mürekkep bir kol gidiyor topu otuz, bazılarına göre elli veya atmış çift öküz müşkülatla çekiyordu.
BİLİME VERDİĞİ ÖNEM
İstanbul'un fethine kadar medreselerimizde naklî (şer'î) ilimler en önemli yeri muhafaza etmiştir. Fatih'in çocukluğundan beri inkişaf eden araştırıcı kafası, aklî ilimlere (Science) naklî ilimlerden fazla merak salmıştır. Onun için devrinde, yanma getirdiği en seçkin alimler ile müspet düşüncelerin ve felsefi fikirlerin revacım görüyoruz."
Fatih, ilmi araştırma ve tartışmalarına önem verirdi. Sinan Paşa'nın bir risalesinde yer alan bazı açıklamalar da Fatih'in ilmî araştırma ve tartışmalara Önem verdiğini göstermek açısından önem taşımaktadır. Şöyle ki, bir gün Ali Kuşçu, Fatih'in huzurunda üçgenlerin iç açıları ile ilgili bir problem ortaya atmış, cevabım vereceği sırada Fatih buna engel olarak önce öteki bilginlerin araştırmasını istemiş, bunun üzerine Sinan Paşa bu problemin halli konusunda bir risâle kaleme almıştı. Fatih Sultan Mehmet'in; Taftazanî ile Seyyid Şerif arasındaki tartışmayı kendi çağında tekrar başlattığı ve kendisinin Seyyid Şerifin görüşüne katıldığı bilinmektedir. "Kendi âlim olduğu kadar âlimleri de takdir etmeyi bilen Fâtih, felsefî ve riyâzî meseleler üzerinde yapılan münakaşaları saatlerce, hatta günlerce dinlemekten usanmazdı."
Fatih, yabancı ilim adamlarına da çok önem vermiştir. Sarayına topladığı yabancı ilim adamlarından yararlanarak Yunanca ve Lâtince'den eski çağların tarihleriyle ilgili tarih kitaplarım, bazı atlasları, felsefî eserleri Türkçe'ye çevirterek kendisinden sonraki nesillere yüklü bir ilim hazinesi armağan etmek istemiştir. Fatih, aklî ve naklî ilmilerde derin vukufları olan âlimleri büyük taltiflerle getirerek toplamış ve hepsinin çalışmalarıyla yalandan ilgilenmiştir. Hayatı boyunca ilme, düşünceye, bilginlere, bilim yerlerine, sanata dünya tarihinde benzerine rastlanmayacak şekilde değer vermiş ve saygı göstermiştir. Cevdet Paşa da "Tarih-i Cevdet" adlı eserinin baş kısmında bu konuda şöyle diyor: "Fatih ilme önem verdiği için memleket şarktangarptan gelen ilim adamlarıyla dolmuş ve İstanbul, o asrın Dârü'lFünûn'u olmuştu." Fatih, Türk-İslâm âlimleri gibi Rum ve İtalyan âlimlerini himayesine alarak, hakiki bir kültür sentezi kurmaya çalışıyordu. Trabzon'u fethedip imparatora mâlikane ve irâd tahsis ettikten sonra onun yanında bulunan Rum âlimi Yorgi Amirukis'i de hizmetine aldı; onu Batlamyus coğrafyasına göre bir dünya haritası yapmaya memur etti. Harita üzerine memleket, şehir ve mevkilerin Arapça (Türkçe) isimlerini de koydurdu; Batlamyus'un Arapça tercümesi de 1465'de sona erdi. İtalyan ressamı, G.Bellini'yi de sarayına davet ederek güzel tablolar yaptırmıştır. Bütün bunlar Fatih'in eğitim ve bilime ne kadar önem verdiğini göstermektedir.
Yazar: Mehmet Akbulut
